5 Aralık 2012 Çarşamba
SOSYAL MEDYA
Zaman insan hayatındaki en değerli şeydir.Birçoğumuz bunu değerlendirirken yanlış tercihler yaparız.Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Zamanla birlikte bazı şeylerde kayboluyor.İnsanlar birbirini unutabiliyor.Eski arkadaşlıklar kaybolmaya yüz tutuyor.Şehirler mekanlar yaşam alanları değişince eski arkadaşlıklar bi kenara atılıyor.2004 lü yıllara gelinceye kadar bu kopmalar çok oluyordu.Ve bi anda bu kopmaları birazda olsun engelleyen bir şeyler ortaya çıktı.Aslında çok yararlı sayılmaz fakat yinede bazı konularda işe yarıyor.Diceksiniz 2004'de ne oldu ? Hayatımızda ne değişti? 2004 yılında Harvard Üniversitesi öğrencilerinden Mark Zuckerberg sanal aleme çağ atlatacak bir buluşla giriş yaparak en genç zengini oldu.Ve dünya genelinde sosyal ağın zirvesine çıktı.Buluşu görünüşte çok basit olsada birçok yönüyle incelendiği zaman farklı şeyler çıkmaktadır.Bazılarına göre zaman kaybı, bazılarına göre eğlence yeri,bazılarına göre oyun merkezi bazılarına göre kendini ifade etme alanı,bazılarına göre reklam alanı vs.Net alemine düştükten sonra milyarları arkasından sürükleyen sosyal paylaşım sitesi zamanımızda başı çekmekte.Fakat ona rakip olacak bir sosyal paylaşım sitesi daha ortaya çıktı.Ve devletin zirvesindekiler dahi burdan mesajlarını verebiliyor vatandaşlarına.Aslında bunların hepsi amerikanın birer oyunu bize .Eğer kişisel bilgilerinizi paylaşıyorsanız onları kullanma hakları var ve kullanabilirlerde.Sonuç olarak yazdıklarımdan bişey anladıysanız kendiniz çıkarın sonucu .Yazının nereye gideceği hakkında süphelerim var neyse konuyu kapatalım sizde sayfayı kapatın.
3 Aralık 2012 Pazartesi
H.A.A.R.P
H.A.A.R.P :İklim yönetme teknolojisi
ABD hükümeti yaklaşık yarım asırdır iklime müdahaleyle ilgili deneyler yürütülüyor.Su kaynaklarının azalması ve iklim değişikliğiinin daha ciddi bir tehlike haline gelmesiyle birlikte, özellikle silah sanayisindeki şirketler de bu alana yatırım yapmaya başladı. Son araştırma programlarından biri olan HAARP,iyonosferde yaptığı müdahalelerle geniş alanlarda sel, kuraklık, fırtına ve deprem gibi doğa olaylarını tetikleyebilecek bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Program, askeri gizlilik gerekçeleriyle kamuoyundan gizli tutulmaya çalışılıyor. Fakat böyle bir programın ABD hükümetinin elinde yeni bir kitle imha silahına dönüşebileceği ortada.
Videoları sonuna kadar izleyin ve neler olduğunu gözlerinizle görün.17 Ağustostan tutunda Van depremine kadar birçok büyük depremde bu oyunun olduğu tahmin edliyor.
Araştırmalarımın devamı gelecek...
9 Kasım 2012 Cuma
KURBAN BAYRAMI (2012)
Kurban Bayramı ile insanları tatlı bir heyecan basar.Kurbanlık almak için pazarlar dolaşılır,pazarlık yapılır ve en cazip Kurbanlık için çaba harcanır.Büyük pazarlıklar sonunda uygun kurbanlık alınır.
Alınan kurbanlıklar evin çocukarı için heyecan verici birşeydir.Alınan kurban yakın arkadaşları olur hemen.O'na bir isim verilir yarın kesileceği bilindiği halde.Onunla hatıra fotoğrafı çekenler bile vardır.
Ve klasikleşen kovalamacalarda kurbanın ayrı bir hengamesidir.Sağlam kazığa bağlanmayan Kurbanlıklar sahiplerine spor yaptırmadan etmezler.
sokaklarda et kıyma ve bıcak bileme reklamlarını gördüyseniz kurbanın yaklaştığını anlayabilirsiniz.Ve bu bence ayrı bir tat katıyor Kurban Bayramına.
Kurbanların olmazsa olmazları vardır.Aileler bir araya gelip eti farklı şekilde tüketirler.Ben daha çok mangalda pişmiş eti yemeyi severim ve tercihimide o yönde kullanırım hep.
Master Şef'in özenle hazıladığı şişleri yukarda görmektesiniz.Kuzu eti ancak bu kadar güzel olur,bu kadar güzel terbiye edilir ve bu kadar güzel yenir.
24 Ekim 2012 Çarşamba
AFRİKALI OLMAK
2005'te yapılan bir şiir yarışmasında "Dünyanın En İyi Şiiri" Seçilmiş...!
Doğduğumda Siyahtım,
Büyürken Siyahtım,
Güneşe Çıktığımda Siyahtım,
Korkunca Siyahtım,
Hastayken Siyahtım,
Öldüğümde Hala Siyahım...
Ve Sen Beyaz Çocuk,
Doğduğunda Pembesin,
Büyürken Beyazsın,
Güneşe Çıktığında Kırmızı,
Üşüdüğünde Mor,
Korktuğunda Sarı,
Hastayken Yeşil,
Öldüğünde de Grisin,
Sen Şimdi Bana Renkli mi Diyorsun...
20 Ekim 2012 Cumartesi
BENİM GÖZÜMDEN İSTANBUL
Süleymaniye Camii Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.Yapımından günümüze dek İstanbul'da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamıştır. Güneşli bir İstanbul gününde artık benim için adet olan Kuru fasulye-Pilav ikilisini yemek için çıktığım cami tarihe yolculukta ki diğer noktamdı.
Yeni Camii cevrsinde,avlusunda ve duvarlarında bulunan güvercinler herzaman ilgimi çekmiştir.İnsanların onlarla olan ilişkileri onlara yem atmaları çocukların onların üzerine koşarak uçmalarını sağlamaları hep zevkli gelmiştir bana.Bazen sırf bu karmaşayı izlemek için durur izlerim.
Eminönü her zamanki gibi kalabalık ve canlı.İnsanlar biryerden biryerlere sürekli akıyor.Herkesin derdi ayrı.satıcısı alıcısı turisti vs.
Mısır çarşısı akan bir nehir gibi sürekli kalabalık.Satıcıları da bi o kadar heyecanlı.Benim dikkatimi hep turistlerle iskandinav dilleri konuşan esnaf çekmiştir.Çarşıya girince hissedilen kokuda ayrı bir tarihi hava kattığını söyleyebilirim.
Türk lokumunun meşhur olduğunu biliyoruz.Ve bu çarşıda bu lokumun her türlüsüne rastlamak mümkün.Ayrica yörelere ait birçok şekerlemelerde bu çarşıda sergilenip müşterilere sunulan ürünler arasında.
Yukarıdaki paylaştığım resim Theremin müzik aleti dokunulmadan çalınan elektronik ve manyetik alan prensibi ile çalışan sanatçidan bir karedir.gezimin son kısmında istiklal caddesinden geçip Taksim meydanına çıktım. Ve bu cadde üzerinde farklı küçük etkinlikler gördüm.İlgimi en fazla çeken yukarda resmi bulunan müzik aleti ve çalma şekli.
19 Ekim 2012 Cuma
PAMUKKALE (07-10-2012)
Bir pazar günü arkadaşlarla 2. defa gittiğim Pamukkale yine kalabalık bir kitleyi ağılıyordu.Açıkçası bu beyazlığın neden olduğunu hiç bilmiyorum araştırmadımda . Ama çok güzel olduğunu söyleyebilirim.Küçük havuz tipi yerlerde biriken sulara şifalı diye girenleri görmekte mümkün.Asıl şifalı suyun Karahayıt beldesinde olduğunu bilmeyenler için tekrar söylemekte yarar var.Sıcak sular diye tabir edilen yeraltından çıkarılan şifalı sular birçok ağrı,sızı vs hastalıklarına iyi geldiğine inanılır ve iyide geliyor.İnsanlar hersene buraya gelerek bu sulardan faydalanmaktadır.
15 Ekim 2012 Pazartesi
SEYYAR AŞÇILIK ÜZERİNE
kazanlar...
babamın emekli olmasından sonra mesleği olan aşçılığı başka bir platformda devam ettirme isteği ile başlayan serüven kısa zamanda çok yol aldı.Büyük heyacan ile yılların tecrübesi marifetlerini halka arz etmeye başladı.1000 kişiye kadar hizmet veren aşçılık hizmeti ticari arabanın alınmasıyla çevre köy,kasaba,ilçe ve illerde de hizmet vermeye başladı.
babamın emekli olmasından sonra mesleği olan aşçılığı başka bir platformda devam ettirme isteği ile başlayan serüven kısa zamanda çok yol aldı.Büyük heyacan ile yılların tecrübesi marifetlerini halka arz etmeye başladı.1000 kişiye kadar hizmet veren aşçılık hizmeti ticari arabanın alınmasıyla çevre köy,kasaba,ilçe ve illerde de hizmet vermeye başladı.
14 Ekim 2012 Pazar
ESİNTİ (11-09-2012)
Bu bölümde güneşli bir istanbul gününde dolaşmış olduğum mekanlardan edinmiş olduğum izlenimleri sunacağım.
istiklal caddesinden başlayan yolculuğun ilk durağı Galata Mevlevihanesiydi.herzamanki gibi kalabalık olan caddenin sonunda bulunan Müze o dönemdeki mevlevilerin bir bakıma ibadet hanesi konumunda.
benim için balık tutanları izlemek en az balık tutmak kadar zevklıdir.hele o balığın oltaya takılıpta yukarı doğru cekerkenkı hali hep hoşuma gitmiştir.oraya gelen gencı yaşlısı çocuğu hepsi heyecanlı.bi telaş var hepsinde hemen malzemelerini çıkarıp düzeneği kurup balık tutmaya başlama telaşı.en yaşlısı bıle öyle heyecanlıki görenler ilk defa yapar sanır .ama bu bir zevk işi.
Köprüyü geçmem uzun sürdü.çünkü bi ara daldım balık tutanlara.öylece seyrettim.eminönü herzamanki gibi kalabalık ve ben o kalabalığın içinde yalnızdım yine.yürüyerek tramvay sesleri eşliğinde Gülhane prakına varmıstım.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi Gülhane parkının içinden geçerek ulaşılan müzeler topluluğu.büyük avluda büyük kapılı müzeler topluluğu tarzındaki yapılar tarihe yolculukta 2. adımım.
sonrasnında İsranbul Arkeoloji müzesinde Roma zamanından kalma birçok eserle karşılastım.müze kümesinin son elemanı Çinili köşk ki girişi benim çok ilgimi çekti ve bi o kadarda hoşuma gitti.camdan olusan taban zemini ayrı bi güzellik teşkil etmiş.
gezimin diğer ayağı ayasofya idi. yine aynı yol üzerinden çok sevdiğim tramvay sesi eşliğinde çıkmiştim Sultan Ahmet meydanına.Müze kartı sahibi olmam girişlerde bekleme yapmadan ve zorlanmadan geçmemi sağladı .Ve pratik bi şekilde girdim Ayasofya Camisine.müze olarak görenlere inat ben Cami diyorum.
KANLICA ( 10-09-2012)
üsküdar vapur iskelesinden başlayan kısa süreli otobüs yolculugunun ardından boğaz manzarası eşliğinde 2 köprünün altından geçerek anadolu yakasının ihtişamlı villalarını iç çekerek izleyerek kanlıca yolculuğu yaptım.
öğle saatlerı olması nedeniyle fazla trafiğe takılmamış olmam istanbul gibi bi yerde şansımın iyi olduğuna işaret.daha önce kanlıcadan çok kez geçmeme ragmen ilk defa o meşhur yoğurdu tatma şerefine nail oldum.denize sıfır bir mekanda yoğudun tadına bakmakda ayrı hoş.denizin istanbulun birçok yerine göre temiz olması dikkatimi çekti. hatta balıkları bile gorebiliyordum.deniz ve güneş uyum içerisinde idi.Ki denizden yansıyan güneş ışıkları gözümü alıyordu.
ODUN PAZARI EVLERİ (12-10-2012)
anadolu mimarisinin hoş yansımalarını oluşturan bu evler tam bir Osmanlı uslupları ile donanmış yapılardır.iç mimarisi o döneme ait her türlü gelenek görenek ile bezenen evlerin avlu kültürü olmasıda yine aynı dönemi yansıtmaktadir.
Avlu kapılarının geniş olması faytonla içeriye kadar girerek mahremiyyeti vurgulamaktadır.Avlu duvarlarının yüksek olması yine mahremiyyet konusundaki hassaslığı yansıtmaktadır.Sokaklardaki parke taşlarının düzensiz olması ve sürekli yürüyen kişinin önüne bakma ihtıyacı hissetmeside aynı sekılde mahremiyyet olgusunu gün yüzüne çıkarıyor.
dar sokaklar ve düzenli yapılaşma göze çarpan diğer unsurlar.birçok konağın olduğu sokak aralarında geçerek asıl hedefimiz olan cam müzesine doğru yol aldık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
YILBAŞI NEYİMİZ OLUR? Yılbaşı neyimiz olur? Ramazan Bayramımız mı? Kandilimiz mi? Kurban Bayramımız mı? Biz, Muharremlerle, Martlarla ...
-
İzmir yolculuğu sabah 8:20 treni ile başladı.Hedef İnönü.Sakin bir çarşamba sabahı... Tren son hazırlıklarını yapmak üzere. Tr...























